Zinarîn Devrîm
Kadın özgürlük tarihi yeniden yazılıyor; her bir harfi altın yaldızlı, her bir kelimesi içinde kahramanlık destanları barındıran birer cümleye dönüşüyor.
Bu destan, bugüne kadar dile gelen destanlardan bambaşkadır; içinde, kadının sesi ve rengiyle örülmüş özgür bir yaşamın değeri yaratılmaktadır. Bu tarihin öncüsü olan Sakîne Cansız, bugün binlerce Kürt kadınıyla birlikte özgürlüğün ve kendisi olmanın halay mendilini dalgalandırıyor. Birlikte karanlık kışın bulutlarını dağıtıyor, baharı neşeyle yeşertiyorlar. İşgalcilerin ayak seslerinden bıkıp usanmış bu toprakları özgürleştiriyor ve o kutsal toprağa insanlığın bağımsızlık bayrağını dikiyorlar. Sesleri ülkenin dört bir yanına yayılıyor, her özgürlükçü gence ulaşıyor; bu sesi duyan her kulağa bir melodi gibi geliyor ve herkes yönünü özgünlükle bestelenmiş o melodiye çeviriyor.
Özgürlük arayışındaki o genç kadınlardan biri de Berfîn Serhatli’dir. Bu genç kadın, Ağrı’nın dondurucu soğuğunda taşıdığı yürek sıcaklığıyla yoldaşlar topluluğunu etrafında kenetler. Kardelen çiçeğinin (berfîn) karın bağrından başını kaldırıp filizlenmesi gibi, genç Berfîn de adına yaraşır bir şekilde işgalcilerin uygulamalarına karşı baş kaldırır ve özgürlük kervanının bir yolcusu olur.
Ronahî Devrîm kod adıyla tanınan Berfîn Serhatli, 1998 yılında Van’a bağlı Erdîş (Erciş) ilçesinde dünyaya gözlerini açar. Yurtsever bir çevrede büyüdüğü için Apoist Hareketi erkenden tanır. Heval Ronahî’nin ailesinde harekete katılım oldukça yoğundur; bu durum, onun da tıpkı onlar gibi özgürlük arayışına girmesine vesile olur. İlk olarak gençlik çalışmalarında faaliyet yürütür. Yürüttüğü bu çalışmalar, onun için büyük adımların temeli olur. Örgütlülüğü büyüttükçe, içindeki yurtseverlik duyguları da onunla birlikte daha fazla gelişir. Heval Ronahî gençlik çalışmalarını sürdürürken, Rojava ve Şengal’de DEAŞ’ın hovarda ve vahşi saldırıları en ağır şekilde yaşanmaktadır. Kadınların ve çocukların katledilmesi, Kürdistan’ın köy ve şehirlerinin talan edilmesi içindeki huzuru yok eder ve öfkesini daha da derinleştirir. Yükselen her anne çığlığında kendi vicdanının sesinin yankılandığını duyar; bu yüzden düşmandan intikam alma kararı vererek 2015 yılında Doğubayazıt (Bazîd) üzerinden gerilla saflarına katılır.
İlk katıldığı dönemde, gerilla yaşamını ilk olarak Tendürek’te gözlemler ve bir süre orada kalır. Tendürek’teki bu kalış, ona devrimci yaşamın tecrübe ve pratiklerini kazandırır. Burada edindiği deneyimler, gerillacılık yürüyüşünde ona büyük kolaylık sağlar. Heval Ronahî belli bir tecrübe kazandıktan sonra yönünü Medya Savunma Alanları’na çevirir ve ilk akademik eğitimini orada görür. Eğitim sürecinde, katılım tarzı ve duruşuyla tüm yoldaşlarının dikkatini çeken ve onlar üzerinde büyük etki bırakan arkadaşlardan biri olur. Doğubayazıt sahasında edindiği pratik tecrübeleri eğitimdeki arkadaşlarıyla paylaşarak, yoldaşlarının zorluk çekmemesi için onlara büyük bir destek kapısı açar. Yüreği cesur Ronahî, eğitimini başarıyla tamamlayarak pratik sahalara doğru yola çıkar.
İlk gerillacılık pratiğini Heftanîn’de yaşar. Heftanîn sahasında üç yıl boyunca pratik yürütür; yaşadığı her pratik tecrübeyle birlikte devrimci yaşama olan aşkı daha da büyür. Bu mücadeleci kadın, Heftanîn alanlarında kendisini hızla geliştirir; kendisinde yarattığı her gelişmeyi ve edindiği her öğretiyi yoldaşlarına da taşır. Heftanîn, doğası her daim yemyeşil olan bir alandır; hevrê Ronahî de Heftanîn’in o doğasıyla birlikte yaşamın içine akar. Her adımında kendisini bir önceki günden daha da güzelleştirir, yeni açan çiçeklerle adeta bir güzellik yarışına girer. Heftanîn’deki bu derin tecrübenin ardından yönünü Şehit Bêrîtan Akademisi’ne çevirir. Akademide, Şehit Bêrîtan Hêvî’nin direniş çizgisi temelinde kendi kişiliğini çözümler. Kendisini Önder APO’nun gerçekliği ve devrim şehitleriyle kıyaslar; bu kıyaslamayı derinleştirdikçe ideolojik alandaki eksikliklerini fark eder ve kişiliğini yeniden inşa etme arayışına girer.
Heval Ronahî, akademiye katılım amacını şu sözlerle dile getirir:
"Cizre ve Sur’daki özyönetim direnişleri ve düşmanın buralardaki vahşi saldırıları, bende kendimi daha ileri düzeyde yeniden inşa etme arzusu doğurdu. Çünkü kendini yeniden yaratmak, düşmana verilecek en büyük cevaptır. Bu nedenle, bu akademideki temel amacım Önder APO’nun felsefesinde derinleşmektir. Önderlik gerçekliğiyle bütünleşerek dönemin görevlerine cevap olabilmektir. Çünkü biliyorum ki kendimi ne kadar güçlü inşa edersem, Bakurê Kurdistan (Kuzey Kürdistan) sahalarında o kadar başarılı çalışmalar yürütebilirim. Kendimi ne kadar yetkinleştirirsem, yılların intikamını düşmandan o kadar rahat alabilirim."
Hevrê Ronahî, bu net amaca kilitlenerek eğitim sürecine sonuna kadar büyük bir kararlılıkla katılır. Amacında net, davasına sadık olduğu için eğitimini başarıyla tamamlar. Ancak Heval Ronahî için sadece ideolojik eğitimler yeterli gelmez; bu kez yönünü Askeri Akademilere çevirir ve oradaki çalışmalara dahil olur. İdeolojik derinliği ile askeri uzmanlığı aynı potada eriterek kendisinden çok güçlü bir kişilik çıkarır. Haksızlık karşısında asla boyun eğmeyen, işgalciliğe karşı çelikten bir irade sergileyen, her anını ve saniyesini özgürlük ısrarıyla yaşayan bir duruşu kendisinde oturtur. Askeri akademilerde hem eğitim görür hem de eğitim verir. Birçok genç savaşçıyı askeri alanda eğiterek onlarda profesyonel gerillacılığın temelini oluşturur. Genç yoldaşlarına öncülük eder. Bu öncülüğüyle tüm çevresinin büyük saygı ve sevgisini kazanır. Etrafında yarattığı bu güçlü güven duygusu sayesinde merkezi çalışmalarda görev alır.
Kalbinin Işığıyla Her Yeri Aydınlatıyor
Yüreğinde kadim bir ülkeyi taşıyan bu büyük kalpli devrimci, sevginin en büyüğünü Önderliğinden öğrenir. Önder APO’nun İmralı zindan merkezinde yürüttüğü amansız direniş, Heval Ronahî için temel mücadele perspektifi olur. Önderliğin duruşuyla kendi mücadelesini daha da büyütür. 2021 yılında Türk devleti Avaşîn alanlarına yönelik büyük bir işgal saldırısı başlattığında, hevrê Ronahî de bu tarihi direnişteki yerini alır. Karşılaştığı tüm zorluk ve imkansızlıklara rağmen, Önder APO’ya gönülden bağlı olan yüreği hiçbir engeli karşısında durduramazdı. Özgür Önderlik çizgisine olan bağlılığı, onun her koşulda ayakta kalmasını, güçlü ve iradeli olmasını sağlıyordu. Onun iradesi, Önder APO’nun felsefesiyle şekillenmiş bir iradeydi; tıpkı Amed zindan direnişçilerinin "Direnmek Yaşamaktır" şiarı gibi, hevrê Ronahî de öncülerinin izinde her zaman direniş çizgisinde kararlıydı.
Türk devleti her türlü yöntemi devreye koyarak; ağır silahlardan savaş uçaklarına, savaş uçaklarından nükleer ve kimyasal silahlara kadar gerilla alanlarına vahşice saldırdı. Ancak bu hovarda saldırılarında karşılarında asla unutulmayacak efsanevi bir direniş buldular. Heval Ronahî bu operasyon sürecinde hareketli timlerin komutanlığını yürütmektedir. Savaşçılarının en önünde, savaşçı bir ruhla saldırılara göğüs gerer. Mermilerini işgalci düşmanın göğsüne sıkar, zılgıtlarıyla düşmanın kalbine korku salar. Hevrê Ronahî çok sayıda etkili eyleme bizzat katılır; bu eylemlerde hem öncü hem komutandır, herkesten önce saldırı pozisyonundadır. Bir fırtına gibi düşmanın üzerine atılır ve işgalcilere unutamayacakları tarihi darbeler indirir. Heval Ronahî bu tarihi direnişin adeta yazarı olur, direnişin destanını kendi kanıyla yazar. Yürütülen bu amansız direniş her Kürdistanlının hafızasına kazınır ve gelecek nesillerin çocuklarına anlatılacak birer gece masalına dönüşür.
26 Ağustos 2022 tarihinde, Heval Ronahî bir grup yoldaşıyla birlikte bir eyleme katılır. Bu eylemde düşmana ait birçok mühimmat deposu ve mevzi imha edilir. Ağır darbeler alan işgalci güçler, çareyi yoğun teknik ve hava desteğinde arar. Heval Ronahî ve grubu eylem alanından başarılı bir şekilde geri çekilirken, gerçekleşen yoğun hava saldırısı sonucunda şehadete ulaşır. Heval Ronahî’nin şehadeti, tıpkı görkemli yaşamı gibi yoldaşlarının hafızasında her an canlıdır; onun intikamını almak adına ardılları tarafından birçok etkili eylem düzenlenir ve anısına bağlı kalınarak intikamı alınır. Heval Ronahî, sarsılmaz mücadeleci ruhuyla her zaman yoldaşlarının kalbinde yaşayacak; tıpkı adı gibi (Ronahî/Işık) yoldaşlarının yolunu sonsuza kadar aydınlatmaya ve parlatmaya devam edecektir.


