RÊBER APO
Bugün 14 Temmuz! Direniş şehitlerimizin, insanlık onuru ve her şeyin kendi şahıslarında bitirilmek istendiği bir süreçte, böyle bir günde, her şeyin kurtulmasının ancak ve ancak biricik silah ve can bedeli olarak kendilerini ortaya koymaktan başka bir çarelerinin kalmadığı anda, yapılması gerekenin yapılması için büyük kararlılıkla içine girilen ölüm orucunun, başlangıç günüdür bugün.
Başını Kemal, Hayri ve Akif yoldaşların çektiği bu eylemin, giderek kendilerine dayatılan baş aşağı gidişe, kötü bir teslimiyet dalgasına karşı en kritik anda böylesine bir eylemin başlatılmasının zincirleme etkileri, günümüze doğru geldiğimizde daha iyi anlaşılabilir ve sonuçları çıkarılabilir. Böylesine eylemler ve onların kişilikleri için çok şey söylenebilir. Eylemin gerçekleştirildiği ortam, hedefleri, yöntemin kendisi çeşitli yönleriyle değerlendirilebilir.
Ortadoğu halklar gerçeğinde çeşitli dinler, mezhepler görümünde, çok vahşi baskılar karşısında, inancın, azmin, kararlılığın bir sonucu olarak vahşice canların alındığı, ama o denli büyük kahramanların günümüze kadar bir gelenek olarak toplumun hafızasında ve yaşamında etkili olduğunu biliyoruz. Bu tarihsel geçmişte yakılanlar, kazığa çakılanlar, kazanlarda kaynatılanlar, derisi yüzülenler, çarmıha gerilenler, uçurumlardan yuvarlananlar vardır. Soykırımlara tutulan halklar vardır ve bir anlamda bu tarih, insanlığın ne olup ne olmadığını veya nasıl olup nasıl olmaması gerektiğini, böylesi merkezi bir biçimde bir savaşımla kendini bütün insanlığa örnekleyen gerçeğin adı olmaktadır. Dinler tarihi, halklar tarihi, siyasal tarih bunun acımasız örnekleriyle doludur. PKK'de gerçekleşen, bütün bu tarihin olumlu hanesinde yazılması gerekenin, adaletten, doğrudan, özgürlükten yana olan eğilimin, koşullar ve dönem ne kadar aleyhlerinde olursa olsun, yine de büyüklüklerine yaraşır bir biçimde bir tavrı sergileme gücünü gösterebilmektir. Eğer böylesine bir söz varsa, bu sözün çağla ilişki ve çelişkisini doğru tespit etmek, çağa bu gerçeği mutlaka yansıtmak, bedeli ne olursa olsun bunu yapma gücünü göstermektir. Gösterildiğinde bunu özlenen bir direniş olayı, bir harekât ve parti olayı olduğunu, eğer göstermezse, birçok örnekte görüldüğü gibi, silinmekten kendini kurtaramayacağı, sınavını başarıyla veremeyeceğinin de bir ifadesi olmaktadır. Dolayısıyla bir halk için olduğu kadar, insanlığın belirleyici bir birikimini de temsil eden Ortadoğu halklar gerçeğinin, olası bir şafak vaktinde atılması gereken bir adımının da bunda yattığını görmek gerekiyor.
PKK'nin artık yaşayıp yaşamaması, direniş önderlerinin de çok iyi ifade ettikleri gibi öyle bir noktaya gelmiştir ki, canlarını ortaya koymaktan başka çareleri kalmamıştır. Yine bu direniş önderlerinin bizzat ifade ettikleri gibi, büyük yaşam tutkunu olmamalarına rağmen, sırf bu yaşam tutkusuna saygının bir gereği olarak, canlarını ortaya koymalarından da başka çareleri yoktur. Büyük bir imtihan, yerinde karar vermek, bir o denli anlamlıdır.
Daha da somutlaştırırsak; bugün bir ülke için, bir halk için ve hatta bir insan için yaşamın ne olup ne olmadığının kararlaştırılması günüdür. Yaşamak mı, bunun nasıl olması gerektiği ve uğruna kendini nasıl vermek gerektiğinin bilinmesidir. Bu çok önemlidir. Diyarbakır zifiri karanlıktadır, lanet içinde yaşıyor, ama diğer bir yaşam seçeneği de vardır. Eğer yaşam adına son söz söylenmemişse, o zaman gösterilmesi gerekir. Mutlaka birilerinin kalkıp bu insanlığa sahip çıkması, bir ülkede adsız da olsa, bu halka "başka bir yaşam biçimi var" demesi gerekir. Bu, öyle bir gün, öyle bir karar oluyor. Bunlar çok çok önemlidir.
Burada mesele birkaç kişi de değildir. Burada mesele, tarihi gerçek içinden süzülüp gelen ve bir halkta en kötü bir biçimde bitişin yaşandığı ve "insanım" deme cüretkarlığını gösterenlerin adına, PKK denilen bir biçimlenişle, bir kişinin öz yüreğinden, öz bilincinden öteye böylesine karmaşık bir ortamda çıkış yapmasıdır. Bu çıkışlar kişileri büyük yapan çıkışlardır. Bu çıkışlar, tarihsel çıkışlar olduğu gibi, dinsel çıkışlardır, milli çıkışlardır, siyasi çıkışlardır, ahlaki çıkışlardır. Buna benzer bir çıkışa böylesi bir zeminde boy verdirilmiştir. Bu tarih ve günün gerçekleri ne kadar aleyhte olursa olsun, insanlık adına büyük söz söylemenin, onda bir kilometre taşı olmanın kararlaştırılması oluyor. Bunun anlam ve önemi budur.
Bu tarih bilinecek, bu tarih özümsenecek, bu tarih tam bir militan kişilik olarak kendini yürüttüğünde bağlılık yerinde olacak ve gereken yapılmıştır denilecektir! Bu yoldaşlar, adımızı da anarak vasiyetlerini bırakırken, bizi ne kadar zor bir görevin altında bıraktıklarını biliyorlardı ve burada daha önemli olanın bu olduğunu da çok açık söylüyorlardı. Bir kişinin en değerli varlığını, en zor biçimde böyle ortaya koyarken, birilerine, hem de adını anarak vasiyetini bırakması, kalan için en zor bir görev altına girme anlamına geliyor. Direnme için ancak ve ancak ölümden başka seçenek yoksa, bu aynı zamanda büyük bir zayıflığın da işaretidir. Çünkü, ölümden başka direnme biçimi yoktur. Bir söz söyleme imkânı bile bırakılmamıştır. Bu, artık bundan sonra direnmenin müthiş zor olması, direniş imkanlarının neredeyse can varlığından, onu eritmekten başka bir biçiminin kalmadığı anlamında gelir.
Bunun gerisi nasıl getirilecek?
Bırakılan vasiyete göre on yıl, yirmi yıl içinde sonu zafer olan bir eylemin sahibi nasıl olacaksın? Bu büyük direniş gerçekten bu inançladır ve vasiyeti de bu şartladır. Bunu kendimize sık sık ve yerinde sormak gerekir: Böylesine emredilen bir zafer vasiyetine kim sahip çıkacak? Sahip çıkmanın anlamını, içinde zaferi mümkün kılan savaş tarzını, ondan önce savaş hazırlığını, savaş olanaklarını, savaş örgütünü kimler ve nasıl oluşturacak? Bunun sadece kavranması da değil, ne kadar zor koşullarda olursa olsun, zindan da olur, dağ da olur, diğer alanlarda olur, yine de bu olanakları bu-lup buluşturacak, mutlaka kesilmeksizin bu savaşı yürütecek ve sonuçta da zafer olacak! Vasiyetin gereği budur! Burada ciddi olmak, samimi olmak gerekir.
Biz anıya ve vasiyete sorumlu kılındık.
Zindan direnişçiliği, zindan direnişçiliğinin büyük şehitleri PKK'nin şehitleridir. Ben bu konularda, abartmalı ayrımlar yapılmasını sakıncalı bulurum. Kaldı ki, bu direnişlerin içinde en çok çaba harcayanların da değerlendirmesi ve hatta bizzat ifade ettikleri budur; "abartmayın, abartmaya fırsat da tanımayın" diyorlar. Dire-nişin zindanı, direnişin dağı, direnişin siyasisi ve askerisi özde faz-la farklılıklar ifade etmez, ama biçimleniş farklılıkları vardır. Bu gerçeği bütün yönleriyle yaşayanlar, bir yurt dışı yaşamının daha kahredici olduğunu, eğer gerçekten yaşıyorlarsa zindandaki koşullardan daha kahırlı bir yaşam ve mücadele alanı olduğunu bilirler. Dağın koşulları da o denli kendine özgü zorlukları barındırır. Dolayısıyla PKK gerçeğini bütün yönleriyle yaşayanlar için ayrımlar fazla önemli değildir ve direnişleri her yerde çok değerlidir, aynı yüceliktedir.
Bunun bir parçası olarak, madem zindan direnişi, onun şehitleri adına bir çıkış yapılıyor, bir slogan söyleniyor; o halde bu konuda da geneli biraz daha ayrıntılı anlatmak, varsa bir netsizlik, onu netleştirmek için diyordum ki, bazı gerçekleri söylemek, bütünüyle bu direniş sahipleri için de çok önemlidir. Varsa bir sapma, varsa bir ihanet, bu nedir? Biz bunun içinde miyiz, karşısında mıyız? Buna karşı mücadele ne kadar yapıldı? Gaflet nedir, katılım nedir? Ret nedir, benimseme nedir? Hiç şüphesiz bu sorulara cevap vermek, yoldaşların en temel görevlerinden birisidir. Bütün partilerin olduğu kadar, özellikle etle-tırnak gibi bu gerçeği iç içe yaşayanların da başta gelen görevidir. Bütün partiye karşı bu görev yerine getirildiği gibi, özel olarak da daha hassas bir biçimde bu konudaki konumlarını, neresinde olduklarını özlü bir ifadeye kavuşturmak, onların boynunun borcudur.
Tarihin böyle bir doruk noktasında "ben de varım" diyenler, geleceğin üzerine bu bilinçle, bu irade keskinliğiyle yürümesi gerektiğini de iyi bilenlerdir, bunun için yüreğini iyi hazırlayanlardır. Vuruş tarzını tamı tamamına mümkün kılacak tarzda güçlü kılanlardır. Biz bundan sonrasına bu temelde önderlik edeceğiz. Sizlerin PKK içindeki yürüyüşünüze tamamen bu anlamı verecek ve bunu sağlayacağız. Halkımıza verilen sözün gerekleri böyle yerine getirilecektir. Halkımız kendi öz savaşımına böyle kaldırılacaktır, yürütülecektir. Böylece insanlığa da verdiğimiz sözün bu olduğunu her zamankinden daha fazla kanıtlayarak, hiç de küçümsenir bir gerçek olmadığımızı, insanlığın gerçeği kadar, insanlığa lazım olan bir gerçeklik olduğumuzu da kanıtlayacağız. Bu temelde, bu büyük kararlılık ve eylem birliğine mücadeleyi mutlaka zaferle taçlandıracağımıza dair bir kez daha söz veriyoruz!...
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 148
ÖNDER APO
Mem û Zîn destanında bile her iki taraf da ağa çocukları olmasına rağmen bu aşk gerçekleşmez; bu, Kürtlerin bir gerçekliğidir. Bu durum, 16. ve 17. yüzyıllarda bir arada olmanın ve aşkın ne kadar zor olduğunu gösterir. Acaba siz, işgalin bu kadar yıktığı bir ortamda ve kişiliğin bu denli düşürüldüğü bir yerde bunun nasıl gerçekleşeceğini söylüyorsunuz? Bir de Ehmedê Xanî’nin yaşadığı dönemde Kürt özellikleri oldukça canlıdır. Orada herhangi bir asimilasyon ya da bu tarz bir kültürel işgal yoktur. Sonuna kadar bağımsız olan Kürt beylikleri vardır. Bu temelde gelişmeyen bir aşkı; siz bu kadar ağır bir işgal altında, kişiliğin yok olduğu şartlarda, üstelik çağımızın en büyük kişiliksizleştirme sürecinde ve bizimki gibi oldukça geri kalmış bir toplumda nasıl başarıya ulaştıracaksınız? Kendinizi basit bir aşka ve sevgiye nasıl ulaştıracaksınız?
Ben yoldaşlığıma bağlıyım. Kadınların yoldaşlığına da bağlıyım. Ancak yine de bunun büyük savaşını yürütüyoruz. Uğrunda savaş yürüttüğümüz değerleri biliyoruz. Aşk konusunda da kadın konusunda da ne yaptığımızı iyi biliyoruz. Bu süreçte sınırlı da olsa, böylesi bir özgürlük savaşının, hatta onun ordulaşmasının nasıl yaşandığı, aşkın büyük bir temelinin geliştirildiğini göstermektedir. Akıllı olanlar kendi yorumlarını geliştirebilirler. Çünkü burada güçlü kadın ve güçlü erkek açığa çıkmaktadır. Güçlü olanların ilişkisinden de güçlenmek doğar. Siz tüm bunlara yol açacaksınız. Savaşın dışında kalan, savaş gerçekliğine bağlanmayan, hatta biraz da bunun tersini seçen ilişkiler olmuştur. Bu, PKK’nin aşk felsefesine terstir. Aşk felsefemizi bulandırmaya gerek yoktur. Aşk, iki kişinin birbirini tatmin etmesi sorunu değildir. Ulusal düzeydeki bir birlikteliktir.
İlerici insanlıkla dayanışmadır, kendini ilerici insanlığa kabul ettirmedir. Feodal engellerin yıkılmasıdır. Küçük duyguların, aileciliğin ve aşiretçiliğin aşılmasıdır. Ulusal düzeyde sevginin büyük gücüne, onun bilincine ve örgütlülüğüne ulaşmaktır. Parti örgütlülüğüne ulaşmaktır ve her şeyden önce partinin gerçekliğine ulaşmaktır. Ülkenin ulusal ve toplumsal kurtuluşunu tüm yönleriyle kucaklamaktır. Eğer bu sınırları aştıysanız, duygularınız da aşklarınız da büyüktür. Eğer henüz bu sınırlara gelmediyseniz, Kürdistan’da aşklardan ve duygulardan bahsedemeyiz. Orada insan sadece işgalciliğin köleliğinden, onun yenilgisinden ve pisliğinden bahsedebilir. Peki siz aşkı yaşamak istediğinizde ne yapıyorsunuz? Korucular, koruculuktan aldıkları paralarla ikinci evliliği yapıyorlar. İkinci kadını almak için para bulmaya çalışıyorlar. Bunun sonucu da ihanet oluyor. Soy sop da erkeklik de bu kadar birbirine bağlıdır. Bunu ben uydurmuyorum, bunlar düşünmek isteyen kişilerin göz ardı edemeyeceği gerçeklerdir. Biz kadının kurtuluşunda birlik, tartışma ve yürüyüş imkanlarını geliştirdik. Eskiden olduğu gibi, egemenlikten başka hiçbir şeyi dayatmayan o erkekler artık yok. Yoldaş olabilecek erkekler var. Biz böyle bir başarı elde ettik. Belki bazılarınız bundan tatmin olmayabilir. Ancak tarihe ve toplumun gerçekliğine bakarsanız, ne demek istediğimizi iyi anlayacaksınız. Duygularınızın doğru zeminini biz yarattık. Oluşacak duygusallıklarınızın doğru yolunu biz gösterdik. Buna büyük değer verin. Bunlar oldukça sağlam kazanımlardır. Bunu daha da yükseltmek ve başarıya ulaştırmak bizim büyük savaşımızdır. Aşkın kurtuluşu da kadının da erkeğin de buna bağlıdır.
Siz bizim bu konularda çok derinlemesine düşünmediğimize inanıyorsunuz. Benim yurtseverliğimi biliyorsunuz; doğanın canlı ve cansız tüm özelliklerinden tutun, bir bakıştan, benim yaşadığım kadar olan komşuluk ilişkilerine, hatta ilişkilerime kadar, kendimi bu konuyla ilişkilendirmeden edemem. Siz ise ilişkilerinize iki kelimelik bir gelişme şansı bile tanımıyorsunuz. En tanınmış kadın ve erkekler bile yanınızda olsa, ikinci gün sularını çıkarırsınız. Oysa kadını ve erkeği geliştiren biziz. Hiçbir Kürt, bu konuda özgür kadına bir zemin oluşturma şansı vermiyor. En tanınmış Kürt erkeği ve kadınının özgürlükten ne anladığı ve ne kadar özgür olduğu ortadadır. Ancak bizim deneyimlerimiz ve açığa çıkardığımız bazı gelişmeler var. Her şeyi ben yarattım demiyorum, ama geliştirmek istediğimiz bir kadın kurtuluş hareketi var. Her şeyiyle tamamlanmıştır, başarı kesindir demiyorum. Ama gözler önünde olan bir mücadele var. Bunun örgütlülüğü de günden güne gelişiyor. Bu, sadece benimle olacak bir iş değildir. Bu; tüm kadroların, halkın, kadının ve erkeğin savaşıdır. Üzerimize düşeni yaptık, halen de yaratıcı olmak istiyoruz. Belirtebilirim ki, geçen yedi yıl içinde özellikle derin çözümlemeler geliştirdik. Son birkaç yılda da bu konuya bir genişlik kazandırdık. Bununla birlikte, pratik olarak güç sahibi olmaya doğru da gidiyoruz.
Bu gelişme sadece Kürdistan düzeyinde değil, uluslararası düzeyde de önemlidir. Bu gelişmeyi daha da ileriye taşıma görevimiz var. Kadın sorunu, her geçen gün dünyada daha fazla öne çıkan bir sorundur. Biz, Kürdistan devrimiyle buna en büyük cevabı vermeyi amaçlayan bir partiyiz. Partimiz içinde özgürleşen bir kişilik, büyük bir çözümdür. Partimiz içindeki özgürlük düzeyi, kesinlikle kadının özgürlük düzeyini de açığa çıkarır. Bu durum, sanılanın aksine, devrimciliğe ve toplumun özgürlüğüne daha fazla destek sunar. Bir yerde kadın ne kadar özgürleşirse, toplum da o kadar özgürleşir. Biz bunun için, “kişilik ne kadar özgürleşirse, kadın ve erkek ilişkilerinde de eşitlik ve özgürlük o kadar gelişir” şeklinde bir derinleşme kazandırıyoruz. PKK’nin bu yönüne de dikkat çekmemiz gerekir. Kürdistan devriminin sadece bir erkek egemenliği devrimi olmadığını iyi görmek gerekir; bu, kadın ve erkeğin ortak egemenliği olan devrimci bir gelişmedir. Devrimimizin feodal özelliklerinin ağır basmasına ve erkek egemenliği altında yürüyen bir devrim olmasına izin vermiyoruz. Dahası, kapitalizmin ayrıştırdığı o kişilik özelliklerine ve erkek egemenliğinin özelliklerine de geçit vermiyoruz.
Kadın ve erkeğin bir arada oluşunda, özgürlüğe ve eşitliğe açık bir zeminde PKK’yi geliştirdiğimize inanıyoruz. Bu ilkeyi gözden geçirip geliştirdiğimiz için kendimize büyük bir değer biçiyoruz. Kesinlikle hem ilke hem de ilkenin pratiği mevcuttur. Buna göre kadın da erkek de kendini geliştirmektedir. Devrimin, kadın ve erkeğin ortaklığı temelinde gelişmesi ilk kez olmaktadır ve bu özeldir. Bu, gerçekliğimizi biraz çözümlediğimizde başardığımız ve kesinleştirdiğimiz bir ilkedir. Şüphesiz bu yolda daha fazla mücadele verilecektir. Devrim sürecinde bile, bu ilişkide bu denli geniş bir ilkesel düzeyin ve pratik gücün elde edilmiş olması küçük görülmemelidir.
Kadın ordulaşmasında bir adım daha ileri gitmek, eşitlik ve özgürlük düzeyini sağlam temellere ulaştırmak istiyoruz. Eğer kadının askeri savaşa katılımını da bu düzeye getirirsek, zaten bunu tüm toplumsal ve siyasi alanlarda göstermek mümkün olur. Bu da daha işin başında kadının ve erkeğin konumunu eşit ve özgür bir şekilde gündemine alan bir devrim olacaktır. Bu da uluslararası değerleri oldukça yüksek olan devrimci bir gelişme olacaktır.
PKK’nin böyle bir parti olarak gelişmesi, yine kadın kurtuluşunda ve kadın devriminde Kürdistan’ın ulusal kurtuluşunun böylesi bir nitelikle gelişmesi, onun değerlerinin daha da kutsal olmasını sağlamaktadır. Biz bunun temelini kurduk ve bazı sınırlı çabalarla buna gelişme şansı verdik. İddia sahibi olanlar ve bunun militanlığına büyük değer verenler, bu zemini doğru kullanabilirler; kadının güçlü militanlığını, kadın ordulaşmasını ve erkeğin çözümlenmiş o çok değerli kişiliğini ve bunun militanlığını gerçekleştirebilirler. Devrimin başarısı, sanılandan daha fazla, mücadele içinde bu tür kişiliklerin daha çok açığa çıkmasına ve bunların öncülüğünde yürütülen devrimlerde belirlenen amaca doğru yürünmesine bağlıdır. Bu tür kişilikler, şimdiden hem bağımsız ve özgür bir ulusa ve topluma, hem de onun en küçük öğelerine kadar indirgenmiş tarzlarına öncülük edebilirler.
Parti içinde başarılan bir çözüm, onun toplum içinde başarılması için de bir ölçüttür. Bu yüzden bu ilkeye bu kadar değer vermemiz, gelecekte kararlılıkla inşa edeceğimiz toplumsal amacımızla ne kadar büyük bir uyum içinde olduğumuzu gösterir. Şimdiden ilke sahibi olmak, geleceği özgürleştirmede iddialı olmak demektir. Şimdiden, çabalar zorluklarla karşılaşsa da ne kadar yavaş gelişirse gelişsin ve sizin için ne kadar zor olursa olsun; bu temel üzerine geleceğin özel şartlarda selamlandığı toplumsal bir inşayı ve başarı şansımızı güvenceye ulaştıracağız.
8 Mart 1994
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 232
Rêber Apo
Zîlan, önünde eğilmesi gereken bir tanrıçadır. Tarihte biliyorsunuz kıblegahlar var, kutsal mabetler var. Onların içinde kutsal tanrı veya tanrıçalar vardır.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 456
O ilk şehadetlerin anlamı büyüktür. Biz onun ürünüyüz. Şehadetlerden ders çıkarmasını bilenler ordu kurar, yeni toplum kurar.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 521
Var olma ve farklı olma hali, potansiyele sahip olma halidir. Farklı olmak belki de var olma ve hatırlamaya doğru atılan ilk adımdır.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 593
27 Şubat 2025 “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve akabinde geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu kadın özgürlüğünü sosyalizmin temel konusu olarak işlediği gibi, güncel çözümünü de bütün toplumsal sorunların çözümünün zemini haline getirmiştir. Kadın devrimi meselesi bütün meselelerin ötesindedir. Birinci sıraya kadın özgürlüğünü alıyorum.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 624
Dediğim gibi, sorun önemli ve çözüme kavuşturulmuş durumda; bizim için kadın sorununu çözmek, ulusal kurtuluşun zaferini elde etmek ve vatandaş olmak anlamına geliyor.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 585
Önder APO
Bütün savaşımım gerçek anlamda özgür kadını, özgür erkeği, özgür yaşamı, doğru bir sevgi anlayışı ve gerçek aşkı ortaya çıkarmak ve başarmak içindir.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 616
Rêber Apo
Partimiz, sosyalizmin güncelleşmesiyle birlikte salt Kürdistan’daki kurtuluşla sınırlı kalmayıp; başta Ortadoğu olmak üzere dünyadaki yeni sosyal mücadelelere de, kadın boyutunda oldukça hem iddialı hem de yaratıcılığı içeren bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşımaktadır.
- Ayrıntılar
- Görüntüleme: 689


